iç ses...
Friday, November 24, 2006
...priss...
bu küçücük odada kaç defa çaresizce karanlığa gömülüp gözyaşı döktüm acaba?ya az önceki kaçıncıydı? bilmenin bir önemi varmış gibi kendi kendime soruyorum işte...
sessizce terkediceğim insanları,hayatın akıl almaz hızına kapılıp kendilerinden geçmişken farkedemeyecekler benim aralarından kaybolduğumu.kendi ruhuma sarılıp uyumak istiyorum geceleri ama bu odada,bu yatakta,bu karanlıkta sade telaş,kasvet soluyorum.uykularım anlamsız,önemsiz günlerin kucağına bırakıyolar beni her sabah...
sonsuza kadar gökyüzüne uzanan yemyeşil ağaçların arasında bir ormana hapsetmek istiyorum kendimi,kütüklerin üstüne oturup ilahi sesleri dinlemek...tanrıya haykırmak yalnızlığımı ona kızmadan...zoraki yaşadığım için bana verdiği yaşamı ziyan ettiğimi düşünürüm belki bi an.sonra gözlerimi yumar dipsiz bir huzur kuyusunun aydınlık sularına bırakırım kendimi,aynı ilahi sesler kulağımda.bembeyaz kocaman kanatlarının arasında sarıp sarmalar beni melek tayfasından bir kuş...
keşke daha kolay olsaydı herşey...